5/10/2008 · Kategori: i_imden geldi yazdim

Yeni bloglarımı hazırladım

Merhabalar, yeni bloglarımı hazırladım. Embir'da benim ve çevremdekilerin yaptıkları çalışmaları yayınlayacağım. Kujular'da ise internetten bulduğum çalışmalara yer vereceğim. Yeni adreslerime beklerim.

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

28/9/2008 · Kategori: i_imden geldi yazdim

Mutlu Bayramlar

Herkese sağlıklı mutlu, huzurlu, sevdikleriyle beraber nice güzel bayramlar diliyorum. Kotam dolmuş foto ekleyemedim Ağla

Yakında yeni bloğumla sizlerle olacağım.

Sevgiler Kalp

Embir

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

7/8/2008 · Kategori: i_imden geldi yazdim

Gidenlerin Ardından

Gitmek mi zor kalmak mı? Bu aralar bu soruyu sık sık soruyorum kendime... Gitmek, belki de zor olanı budur, kalanlar bir şekilde yaşamlarına devam ettiğine göre... peki gidenler ne yapıyor? Gök yüzünde bizi bekleyip, bizi gözetliyor, bizim üzüntümüze ortak olup sevincimizi bizimle yaşıyorlar mıdır uzaktan uzağa?

Peki gidenlerin ardından bizler ne yapıyoruz? Kaç kişi kendine ders çıkartıyor? Kaç kişi hatalarını anlıyor ve bir daha tekrarlamayacağına söz veriyor? Evet belki bunları yapanlar çoktur ama geçen zamanda verilen sözler unutulmaya, yapılan hatalar tekrarlanmaya ve kırılan kalpler maalesef çoğalmaya başlıyor.

Acının evreleri vardır. İlk evre inanmama evresidir. İnkar edersiniz, bunun bir rüya olduğunu uyandığınızda herşeyin eskisi gibi olacağına inandırırsınız kendinizi. Maalesef bu arada ikinci evreye geçersiniz, bu karmaşa evresidir, insanlar gelir ya da arar taziyeler, iyi dilekler, konudan uzaklaşmak için farklı konulardan sohbetler. Siz ne olduğunu anlamazsınız zaten beyniniz ilk evrenin etkisi altındadır bu da işinize gelir. Sonra üçüncü evreye geçersiniz acı evresi. İnsanlar yavaş yavaş kendi hayatlarına dönmeye başlar ve siz kendinizle baş başa kalırsınız. İşte o zaman acıyı daha çok yaşarsınız. Hep o gideni, gidenleri düşünürsünüz. Ahhhlar, keşkeler sarar etrafınızı, durmadan ağlamak istersiniz. Şiş ve kırmızı gözlerle dolaşırsınız, unutkanlığınız artar, hayattan keyif almazsınız. Her sabah yastığınız ıslanmış olarak kalkarsınız. Zaten uyuduğunuzda söylenemez. Sıra dördüncü evreye gelir. Anılar evresi. Bu evrede elinize onun eşyaları, fotoğrafları geçmeye başlar. Bir çekmeceyi açarsınız, kolyenizi ararken onun çakmağına rastlayabilirsiniz. Önce ağlamaya başlarsınız sonra, onu ne kadar özlediğinizi düşünürsünüz ve anılarınızı hatırlamaya başlarsınız. Gözleriniz dolar ama yüzünüzde minik bir gülümseme de belirir ve siz bilirsiniz ki o gitmiştir, gidene kal denmeyeceğine göre yapacağınız tek şey kabullenmektir. Siz sessizce bu ayrılığı kabullenirsiniz. Son evreye geçersiniz. Bu evre hayata dönüş evresidir. İşinize dönersiniz, arkadaşlarınızla buluşursunuz, yer, içer hatta eğlenmeye bile başlarsınız ama kalbinizin orta yerindeki derin sancı hep kalır. O acıyı geceye kadar bekletirsiniz. Yatağınıza uzanınca ağlarsınız, onun fotoğrafını öper ve acaba şimdi beni görüyor mu dersiniz. Hayat dönüş evresindesiniz ve bilirsiniz ki bundan sonra asla hayatınız eskisi gibi olmayacaktır.

Bütün bunları nereden mi biliyorum? Tabi ki kendimden... Babam, büyükbabam, dedem, babannem, annanem, teyzem, dayım, kuzenim ve şimdi de Ertan Amcam...

Sizleri çok seviyorum, hep sevdim ve hep seveceğim... ve sizleri çok özlüyorum, inanıyorum ki ilerde çok ilerde tekrar buluşacağız. O zamana kadar, tekrar görüşene kadar kalbimin hep sizlerle olduğunu unutmayın. Ağla

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

4/8/2008 · Kategori: i_imden geldi yazdim

Veda

Bu yazı öylesine bir yazı değil bu bir veda yazısı…

O kadar garip ki, bir sabah uyanıyorsunuz her şey yolunda gözüküyor, kalkıyorsunuz, üzerinizi giyiniyor, kahvaltınızı hazırlıyorsunuz. Makyajınız da tamam artık işe gidebilirsiniz… İşte de her şey yolunda bir sıkıntı yok, her şey ama her şey bıraktığınız gibi…

Sonra çok sonra bir haber alıyorsunuz, inanamıyorsunuz, haber doğru mu değil mi? Bunu doğrulamanın en güvenilir yolu direkt kaynağı arayarak haberi teyit etmektir ama siz yapamıyorsunuz, eliniz telefona gitmiyor. Birkaç deneme yapıyorsunuz, kimseye ulaşamıyorsunuz, aman tanrım ya ya kaynağı aradığımda “aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor” ya da “aloooo” diyen sizin hiç tanımadığınız bir sesle karşılaşırsanız ne olacak? Korkunun ecele faydası yoktur diyorsunuz ve son bir cesaret “O”nun numarasını tuşluyorsunuz. Aradığım kişiye şuan ulaşamıyorum… belki, belki sonra ulaşırım, sonra çoook sonra ya da numarasını değiştirmiştir, uzun zamandır hiç haberleşmemiştiniz zaten. Siz böyle kendinizi kandırmaya çalışırken, acı gerçekle yüzleşmek istemeseniz de biliyorsunuz ki aradığınız kişiye bir daha ulaşamayacaksınız…

Hoşça kal, Ertan amca, hoşça kal vefakâr doktorum, hoşça kal cefakâr Kızılay Başkanım, hoşça kal benim ikinci babam…  Mekânın cennet ruhun şad olsun.

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

18/7/2008 · Kategori: i_imden geldi yazdim

Hikaye:1 Geri Dönüşümün Sonu



Birazdan okuyacaklarınız kendisini geri dönüşüm projelerine adamış bir kadının trajikomik öyküsüdür.

Alış verişe gitmişti ve marketten bir dünya malzeme alıp eve gelmişti, aldıklarını yerleştirdi. Poşetlerin bazıları yırtılmıştı tam onları çöpe atacaktı ki içindeki 10marifet sesi atmaaaa ondan çanta yaparsın dedi. Onca malzemeyi yerleştirince yoruldu bir gazoz içeyim dedi. Gazozunu açtı tam kapağını çöpe atacaktı yine aynı ses atmaaaa ondan neler neler yapabilirsin dedi ve onu da atamadı. Bu arada karnının acıktığını fark etti iki yumurta kırayımda yiyeyim dedi. Ocağını yakmak için kibrit kutusuna uzandı bir baktı kibriti bitmiş tam kutuyu atacaktı aynı ses tekrar atmaaaa dedi. Bu kutudan yapılabilecek onca çalışma var neden çöpe atasın ki… kibrit kutusu da çöpe atılamadı. Yumurtasını kızmış yağa kırdı, kabuklarını çöpe atayım diye düşündü ama aynı ses atmaaa onlardan mozaik yapabilirsin diye kulağında çınladı. En iyisi biraz meyve yemek diye düşündü ama o da ne meyvelerin çekirdeklerinin ona gülümsediğini fark etti. Çekirdekler atamaz ki atamaz ki bizden kolye yapacak diyordu. Tabi çekirdeklerde çöpe gidemedi. O sırada biten aliminyum folyosunun rulosunu eline aldı işte bunu atabilirim dedi. Hayır artık duymak istemiyordu o sesi ama inatla kulakları çınlıyordu atmaaaa önce bir düşün bunu nasıl değerlendirirsin. O sırada kafasında bir ampul yandı ve onu da atamadı.

Bu şekilde evde dolanırken çocuğunun kolu bacağı kopmuş kullanılamaz haldeki oyuncaklarını toplamaya başladı ve bunlardan da bir şey olmaz artık atayım diye düşündü ama o ses işte o ses yine duyuldu atmaaaa onların görevi daha bitmedi kapı süsü olacaklar diyordu. Peki, tamam onları da atmayalım ama yahu iki aydır boşuna kapıcı parası ödüyorum evde de atılacak çöp yok diye söylenirken aklına eşi geldi. Neden ayrıldığını anlamamıştı bile, yahu adam bir gün bıktım artık dedi ve açıklama yapmadan çekip gitti. Acaba neden terk edilmişti? Ondan intikam almanın zamanı geldi dedi içinden, elinde makasla koşa koşa yatak odasına gitti tüm kravatları kesip çöpe atacaktı. Kravatların hepsini çıkarttı onlara son bir kez baktı eski anıları gözünde canlandı. Kocası şu kravatı tanıştıkları gün takmıştı bunu da çocuklarının sünnet düğününde... O sırada kravatları çöpe atma fikrinden vazgeçti evet onları kesecekti ama kesip onlardan çamaşırı, çanta, yatak örtüsü, kol çantası ve etek yapacaktı. O zaman anladı kocasından böylece intikam almış olacaktı :))

 Yazan: Emine ERBİL GÜNEL

Onu atma, bunu sakla, bundan şunu yap derken sonumuz böyle olmasın :))

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

« Önceki ::