27/2/2008 · Kategori: egitim

Diksiyon Eğitimi

Bendeniz bazı kelimelerde kapalı olması gereken "e" harfini açık söyleyen telaffuz özürlü bir insanım.  Bugün Mehpare Çelik hanımın eğitici olduğu iki günlük diksiyon eğitimine katıldım. İlk gün konumuz sesli haflerde doğru telaffuz yapabilmekti. Mehpare hanım benim derdime derman olmayı başardı. Eğiticimiz, genç, temmuz, benzin, renk gibi kelimelerdeki "e" harfini yaya yaya konuşan bendenize doğru telaffuzu öğretebilmek için bir tüyo verdi. E harfinin yanına i harfini de koyarak konuşmaya başla dedi. Yani geinç, teimmuz, beinzin, reink gibi... Zamanla hızlı hızlı söylerken "e"lerimin daha kapalı çıkacağını söyledi. Gerçekten de işe yaradı. En azından yayıla yayıla konuşmuyorum  

 

Dilimizi nasıl katlettiğimizi, bir ülkenin ulus olmasında dil olgusunun önemini ve Atamızın dilimize ne kadar çok önem verdiği konularında söyleşi yapan Mehpare hanım, benim ilkokul yıllarımda kullanılan daha sonra da ne gerek var diye kaldırılan yumuşakma işaretinin öneminden bahsetti.

 

Çocuklarımızın hala ve hala arasındaki telaffuz farkını bilmediklerini (klavyemde yumuşatma işareti yok ki nasıl yazacağım ben bunu) ve bunun gibi bir çok kelimeyi yanlış telaffuz ettiğimizi anlattı. Yazmamın bir anlamı olmadığını anladım. Yumuşatma işareti yok ki farkı nasıl yazacağım???

 

Ayrıca Türkçe'nin yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğunu söyledi. Abi diye okunan kelimenin yazılışının ağabey olduğunu, kağıt kelimesinin kaat olarak okunması gerektiğini, (ilk "a" yumuşak söylenmeli)  Alp kelimesini okurken "a" harfini yumuşatmadan söylememiz gerektiğini bizimle paylaştı. Daha o kadar çok kelimemiz var ki herşeyi katlediyoruz.

 

Demem o ki lütfen dilimize sahip çıkalım. Bye bye yerine güle güle, hoşçakal diyebilelim. Emesen (msn) yerine "Türkçe okuyarak" mesene diyelim. Tabelalarımıza Türkçe isimler yazalım....

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

23/2/2008 · Kategori: egitim

eğitim şart

Bir haftadır blogumla ilgilenemedim. Peki bir hafta ne yaptın nerelerdeydin derseniz Cinsel Sağlık Üreme Sağlığı Akran Eğitici Eğitimi (kısaca CSÜS diyoruz) programını uyguladık. Eğitimimiz çok güzeldi. Birbirinden zeki, öğrenme isteği duyan 18 gencimiz bu programa katıldı.

Yaptığımız sohbetlerde acaba bu programa gelmekle iyi mi yaptım? Sıkıcı bir eğitim mi olacak? Birileri anlatacak ve bizde beş gün onları mı dinleyeceğiz diye düşenerek gelen pırıl pırıl 18 genç akran, eğitimin sonunda bizlere hayatlarında gördükleri en güzel eğitim programının bu olduğunu söylediler.

Peki onların düşüncelerini nasıl değiştirdik? Verilen eğitim tek düze, birisinin anlatıp diğerlerinin dinlediği türden değildi. Araya bir iki uygulamanın serpiştirildiği haydi ısınalım denilen bir programda değildi. Tam anlamı ile interaktif eğlenerek öğrenmeye dayalı olan bir eğitimdi bizim uyguladığımız. Her konunun sonunda bilgi düzeylerinin ölçüldüğü ama bunun sınav yada soru cevap şeklinde olmadığı, sanki oyun oynuyormuşcasına geçen bir beş gün sonunda genç akranlarımız gözlerinde mutluluk, yüreklerinde heyecan ve büyük bir motivasyonla eğitimden ayrıldılar.

Tabi iş burada bitmiyor. Artık onlar birer eğitici oldu ve kendileri gibi genç olan akranlarına CSÜS eğitimi vermek için plan yapmaya başladılar. İşimiz kolay değil doğruyu anlatabilmek adına ulaşmamız gereken çok genç var. İşte böyle böyle büyüyeceğiz ve tüm topluma yayılarak gençlerimizi CSÜS hakkında bilgilendirmeye devam edeceğiz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!