Diksiyon Eğitimi
Bendeniz bazı kelimelerde kapalı olması gereken "e" harfini açık söyleyen telaffuz özürlü bir insanım.
Bugün Mehpare Çelik hanımın eğitici olduğu iki günlük diksiyon eğitimine katıldım. İlk gün konumuz sesli haflerde doğru telaffuz yapabilmekti. Mehpare hanım benim derdime derman olmayı başardı. Eğiticimiz, genç, temmuz, benzin, renk gibi kelimelerdeki "e" harfini yaya yaya konuşan bendenize doğru telaffuzu öğretebilmek için bir tüyo verdi. E harfinin yanına i harfini de koyarak konuşmaya başla dedi. Yani geinç, teimmuz, beinzin, reink gibi... Zamanla hızlı hızlı söylerken "e"lerimin daha kapalı çıkacağını söyledi. Gerçekten de işe yaradı. En azından yayıla yayıla konuşmuyorum
Dilimizi nasıl katlettiğimizi, bir ülkenin ulus olmasında dil olgusunun önemini ve Atamızın dilimize ne kadar çok önem verdiği konularında söyleşi yapan Mehpare hanım, benim ilkokul yıllarımda kullanılan daha sonra da ne gerek var diye kaldırılan yumuşakma işaretinin öneminden bahsetti.
Çocuklarımızın hala ve hala arasındaki telaffuz farkını bilmediklerini (klavyemde yumuşatma işareti yok ki nasıl yazacağım ben bunu) ve bunun gibi bir çok kelimeyi yanlış telaffuz ettiğimizi anlattı. Yazmamın bir anlamı olmadığını anladım. Yumuşatma işareti yok ki farkı nasıl yazacağım???
Ayrıca Türkçe'nin yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğunu söyledi. Abi diye okunan kelimenin yazılışının ağabey olduğunu, kağıt kelimesinin kaat olarak okunması gerektiğini, (ilk "a" yumuşak söylenmeli) Alp kelimesini okurken "a" harfini yumuşatmadan söylememiz gerektiğini bizimle paylaştı. Daha o kadar çok kelimemiz var ki herşeyi katlediyoruz.
Demem o ki lütfen dilimize sahip çıkalım. Bye bye yerine güle güle, hoşçakal diyebilelim. Emesen (msn) yerine "Türkçe okuyarak" mesene diyelim. Tabelalarımıza Türkçe isimler yazalım....